21 Ekim 2017 Cumartesi

Le Croissant (Kruvasan Cafe) / Acıbadem - İstanbul

Geçen hafta kızımda kaldığımda bir gün önünden geçip ilgiyle baktığım, ertesi gün sabah kahvaltısı için gittiğim cafe. Tahtakale'ye gidecektim o gün, kuzenim de benimle gelecekti, planımı günü Acıbadem Le Croissant Cafe'de başlatacak şekilde yaptım. Pişman mıyım, ne münasebet, hayatımda aldığım en doğru kararlardan biriydi, yediğim bademli kruvasan mest etti beni. Hatta oraya birkaç kere gitmem lazım, arada 40 - 45 kilometre var demem, giderim de. Nasılsa Gebze'den Kadıköy'e, Eminönü'ne, başka bir yerelere gittiğim oluyor, ona göre plan yaparım.


Hava çok güzeldi o sabah, şahane bir Sonbahar günüydü. Le Croissant (Kruvasan Cafe) müşterilerine çeşitli şeyler sunuyordu; kahvaltılar, kruvasan sandviç çeşitleri,  tuzlu kruvasanlar, tavuklu yemekler, tatlılar falan ama benim tatlı kruvasan çörek yemekten başka bir derdim yoktu, hatta dünden beri bunun için ölüyordum. Marketlerden paketlenmiş olarak alırım bazen ben, ama onların burada yediğim şeyle hiç alakası yok tabii. Hatta, daha önce bu şekilde 1 - 2 kere ya yemiş, ya yememiş biri olarak "Bu kruvasansa onlar ne?" diye düşünmedim değil. Bu bambaşka bir şey, yoğun bir kokusu ve tadı var, sağından solundan marmelatlar süzülüyor, buna şiir yazılır, o derece.



Cinsini unuttum şimdi ama 1 fincan bitki çayı istedim, o da güzeldi. Önce onu getirdiler yanında 1 kurabiyeyle beraber. Az sonra beyaz bir sevis tabağının içinde geldi canım kruvasanım, o nasıl bir kombindir, beyazın üstünde tatlı, açık bir kahverengi, üstünde bademler, biraz pudra şekeri, yol yol marmelatlar, seni sevmeyen ölsün be! (Hatırasıyla bile aşka geldi.)



Yakın çevremde böyle bir yer olsa da her istediğimde gidiverebilecek olsam bir süre sonra o kadar cazip gelmez bana bu çörek belki ama durum öyle değil ve şu an gözümde tütüyor, burnumun direğini sızlatıyor. Kendimi doymuş hissettiğim için 1 tane daha istemedim ama isteseydim keşke. Dur bakiim, bir arkadaşla Çarşamba günü Adalar'da gezelim dedik ama hava raporları yağmur gösteriyor, onun yerine burada kahvaltı edip Küçük Çamlıca'ya çıkmayı düşünürüz belki. Öyle de yağmur, böyle de yağmur ama sıkı yağacaksa Adalar'da dolaşmak pek keyifli olmaz.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder